Deep Web ve Dark Web Karmaşası
İnternet Okudunuz mu?

Deep Web ve Dark Web Karmaşası

Bu yazıya öncelikle şöyle başlamak istiyorum yukarıdaki başlıkta verdiğim deep web ve dark web kesinlikle aynı şeyler değiller. Evet çok benzerler zaten bu yüzden de sürekli karıştırılıyorlar ve nedendir bilmem son günlerde oldukça ortalıkta dolaşır oldular. Üstelik çoğu sayfada ve video portalında öyle videolar var ki arkadaşlar sanki korku filmi çekmeye heveslenmişler. Kavramlar üzerine öyle mitler kurmuşlar ki yorumları okurken bazen eğleniyorsunuz bazende kafanızı duvarlara vurasınız geliyor.

Öncelikle Deep web nedir? sorusuna cevap verelim. Kelime anlamından hareket edersek türkçeye derin ağ ya da derin internet olarak çevirebiliriz. İnternetin ilk zamanlarında bunu kurgulayanlar interneti bir okyanusun ortasındaki buz dağı gibi düşünmüşler ve bunu sembolik katmanlara ayırmışlar. Buz dağının üstünde kalan kısım için bizim kullandığımız interneti yapılandırmışlar alt kısıma ise herhangi bir arama motoruna indekslenmeyen yani kendi içine kapalı bir kutu olan ortama ise deep web demişler. Bu sayfaların indekslenmemesinin sebebi ise genelde normal kullanıcının erişmesini istemedikleri içerikleri barındırması ya da arama motorlarının yayın şartlarına uymaması diyebiliriz.

Yazının başında bu konu üzerine çok mitler kurmuşlar demiştim. Onlardan biri ise bizim kullandığımız internetin aslında deep web’ten çok çok daha küçük olması. Ey güzel arkadaşım bunu nasıl ölçtün? diyesim geliyor doğrusu. İnternet dediğin ortam dışarıdan erişime açık olan bütün bilgisayarların birbirine bağlanması değil mi zaten. Peki bir veri yok mu derseniz California Üniversitesi‘nin 2001 yılında bundan 16 yıl önce yapılmış bir araştırması var ve sonuçlar şöyle;

Deep Web’te 7,5 petabayt büyüklüğünde bir veri barındığı tahmin ediliyor. Diğer bir araştırma ise 300,000 web sitesi‘nin olduğu söyleniyor.

7,5 petabayt ortalama 7.500 000 GB eder elimizdeki veri domates değil ki tartıya koyup ölçelim. Bugün, Türkiye’nin sunucu hizmeti veren en büyük firmalarından biri bile tek başına yarım milyon‘dan fazla domain hizmeti veriyor.

Sizde deep web ortamına dahil olan bir site oluşturabilirsiniz bu çok zor değil, ki zaten birçok böyle site var. Örneğin şifre ile korunan ftp sayfaları ve üniversitelerin dışarıya kapalı kütüphane arşivleri gibi. Deep web konusunu bence burada bitirebiliriz.

Dark web‘e gelecek olursak karanlık internet ya da siyah internet olarak çevrilebilir. Bu kısım deep web‘in içinde bulunan fakat yasa dışı, kötü içerik veya müstehcen içeriklerin paylaşıldığı ortam olarak adlandırılıyor. Mitin güzelliğide buradaya zaten kötü olan, pislik olan ve yasak olan ne varsa insanın ilgisini çeker. Özellikle bizim ülkemizde son zamanlarda çok popüler oldu sanki eskiden yokmuş ve yeni bir şey bulunmuş gibi anlatılıyor. Böyle siteler şuan kullandığınız internette yok mu sanki neyi merak ediyorsunuz? Yahudilerden sabun yapmak için gerekli olanların listesini mi!

Arama Motorları ve Yüzeysel İnternet

Arama Motorları ve Yüzeysel İnternet

Nasıl erişim sağlayabilirsiniz? Anonim erişim -burada size sunulan gizliliğe güvenmeyin- imkanı sağlayan Tor tarayıcı kullanmanız gerekiyor. En basit şekliyle farklı merkezlerden geçerek kimliğinizi saklamanıza yardımcı oluyor diyebiliriz. Ama tamamen gizlenmiş sayılmazsınız hatta hiç sayılmazsınız da diyebiliriz çünkü son çıkış noktanız yine belli. Üstelik NSA -Ulusal Güvenlik Ajansı- yani National Security Agency Tor Ağı ile ilgili olarak Tor Ağı’nı kullanan kimseler, potansiyel suçlu olarak değerlendirilecek açıklamasında bulundu. Ek olarak Edward Snowden tarafından ifşa edilen NSA’ye ait dokümanlarda Tor için “tahtını yerinden edecek rakibi olmayan, yüksek güvenlik sağlayan anonim ağ” olarak bahsedilmekte ama siz hiç birine güvenmeyin bence. Size bedava sunulan hiç bir şeyle gizliliği sağlayamazsınız ve kontrolü elinizde tutamazsınız sizden mutlaka karşılığında bir şey alacaktır. Dark web‘i de anlamışsak tamamdır.

***

Son olarak Ekim 2013 istatistiklerine göre Tor ağını kullanan kullanıcı sayısı 4 milyon civarı ve bunun büyük çoğunluğu Amerika ve internet sansürü uygulanan ülkelerden gelmekteymiş. Aslında bu projenin en önemli olan kısmı ise ABD istihbarat teşkilatı adına çıkmış olması ve 2012 yılı itibariyle 2 milyon dolar yıllık bütçesinin %80‘i Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı, Ulusal Bilim Vakfı tarafından “otoriter rejimlerde demokrasi savunucularına yardım etmek için” karşılanıyor olması. Zaten projenin ilk başlarda eleştiri almasının en büyük sebeplerinden birinide bunlar oluşturuyor. Şimdi İran‘dan, Arap baharına ve Mısır olaylarına oradan Wikileaks belgelerine kadar yaşanan tüm olayları ve insanlara ifade özgürlüğü ve internete özgürce erişim hakkı sunmanın arkasında ne yattığını biraz düşünün derim!

Umarım faydası dokunur. Görüşmek üzere…

Yorumlar

  1. Mehmet Tuğşat Uslu

    Güzel konu. Türkiye’de Deep Webciler senin gibi düşünmüyor. Biri o gün diyor yok FBI evine gelmiş felan yok kiralık katiller varmış bla bla. Güzel açıklamışsın.

    Bloguma beklerim : http://www.kapanmayandosya.blogspot.com.tr

    Rwetgi Babaaaa

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir